6 Ağustos 2013 Salı

İlkokul YOGAsı(6-9yaş arası)


Öncelikle “ilkokul yogası” denilen şey ne yazık ki benim icadım değil. “Ben buldum, ben buldum!” diyor ya, beyin, Pınar Beyaz reklamında, bu şahane şeyi “ben buldum!” diyemiyorum. Sadece yoganın “okul Yogası” halini en az çocuk yogası kadar hatta belki azıcık daha fazla severek uyguladığımı söyleyebilirim.31 Mart 2013'te çok fazla araştırmadan Herhalde Türkiye'de sadece bizim yaptığımız bir etkinlik dedim. Demez olaydım. Emine örnek iki yıl evvel As Merkez'de benzerini eşofmanlarla yapmış. Bizim farkımız çalıştırıcımızda ve kostüm tasarımcımızda. Lâkin, lââkin benim kastım devlet okulları idi ki onda da varmış...


Okul-sınıf (2-A) yogası dersleri vermeye başlamama İzmir’de yaşayan  yoga eğitmeni olan bir veli (Ayten TORUMCU) sebep oldu. Hiçbir dersini görmeme rağmen yapacağı çalışmaya kefil olup, ki o güne kadar çocuk-sınıf yogası derslerini ne görmüş, ne de denemişliğim vardı, kendi derslerini ayarlayıp önceleri perşembe, sonraları da çarşamba günlerinde haftada iki saat olmak üzere sınıfımızla etkinlik yapmaya başladık. (Daha önce Ayten Hanım'la Görükle Orkide Çiçekçiliğin sahibi müşterisi ve Gülten Hürriyet Özkan ile sabah gün doğuşunda Gölyazı'nın tepesinde  sabah yogası yapmıştım.)


İki defa onu izleme şansım oldu. Ardından aldım sazı elime. Önceleri kaygılı ve tutuktum, bunu kabul ediyorum. Fakat dikkatimi kendimden, çocuklara ve ailelere kaydırınca inanılmaz gözlemler elde etmeye başladım. Her derse acaba bugün neler yaşanacak diye heyecanla gitmeye başladım. Aynı toplantıda (Semih'in annesi) Habibe Kahraman "şiddete karşı şiddetli bir konuşma yaptı. Oğuz Şahin (felsefe öğretmeni) masa topu örneğini verdi. Veli ve öğretmenin oyuncu, öğrencinin de 'top' olduğu o an için işime geldiği için onayladığım bir değerlendirme idi. Bu olay arkeoloji ve dinazorlara merak duyan Semih'i daha farklıgözlememe neden olacak...( 2012 Aralık ayında Semih için iki dinazor aldım....Masal'dan Semih'e düşmedi. Ancak Ankara MTA Müzesinden Semih için oyuncak alacağım.)
 
 
 
 
 



Annelerin davranışları aklıma takılan pek çok soruya ayna tutuyordu. Tabii her birinin olumlu olduğunu söyleyemem. Yine de ne şans ki, ders ve sorular çok doyurucu cevaplara rastlıyordu.


Çocuk serbest alan istiyordu! Yetişkin kendi düşünmek zorunda kalmadığı ama çocuğuyla planlayıp paylaşabileceği kaliteli bir zaman… Gerçekten kendi kurduğu bir oyunda olmak istiyordu çocuk. Eşit hak arayışındaydı. Boyu kısa ve küçük bir canlıydı ama daha az akıllı değildi! Ona yarım akıllıymışcasına davranan büyükler, yani bizlerdik yarım akıllı olan! Anne ile oğul (Gökberk)  ve ben bunu açıkca görüyorduk! Gözlem  One.


Kıssadan hisse ben Sınıf Yogası derslerinde en çok eşit olmayı sevdim. Güçler dengesi var. Mesela ebeveynin dengesi mükemmelken, çocuğun esnekliği harika olabiliyor. Ebeveynde yüksek konsantrasyon, çocukta ise inanılmaz bir yaratıcılık oluyor. Ebeveynin dikkati, çocuğun cesareti karşısında büyüleniyor!


Birlikte oynayarak , fazla ve eksik taraflarını birleştirip ekip olmayı deneyimliyorlar. Oyun kurmak ve oynamak ikisini o bir saat için gerçek anlamda eşit kılıyor. Patron yok. Kazanmak ve kaybetmek de yok. Her iki taraf da sabırlı ve nazik olmalı. Kurallar herkes için! Bu two.


Anne ve baba da oyuncu olabilir ve hatta yerlerde yuvarlanabilir. Çocuklar bunu seyretmeyi çok seviyorlar. Ailelerinin de bir zamanlar çocuk olduğunu anlamak onları rahatlatıp, aralarındaki yıl farkını birkaç dakika için bile olsa yok edebiliyor. Bu da üç olsun.


Google da aradığınızda hemen bulabileceğiniz faydalarını saymıyorum bile yoganın. Kaldı ki “sınıf yogası” hekimlikte, oyun terapilerinde kullanılan son derece birleştirici, empati için yardımcı bir deneyim.


Hala merakınızı uyandıramadıysam, vallahi elimden bişi gelmezJ En iyisi ben gidip biraz daha oyuna katılayım da, bari benim içimdeki çocuk eğlenmekten ve bir zamanlar çocuk olmanın keyfini hatırlamaktan mahrum kalmasınJ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder